Ahmet Yerli

  • MacOS Monitör Seçimi

    Apple bilgisayar dünyasına yeni adım atan kullanıcılar, harici bir monitör tercihi yaparken çözünürlük, piksel yoğunluğu (PPI) ve ölçeklendirme uyumluluğu gibi kriterlere dikkat etmeyebiliyor. Bu da, MacOS’ta bulanık görüntüler ve ergonomi sorunlarına yol açabiliyor.

    Bu yazıda, MacOS ile uyumlu monitör seçimi ve ölçeklendirme sorunlarına dair çözümleri ele alacağız.

    Doğru Monitör Seçimi: Nelere Dikkat Etmeli?

    MacOS, sanal ölçeklendirme yöntemini kullanarak çözünürlük değişikliklerini yönetir.

    Bu yöntem, ekranın gerçekte olan fiziksel çözünürlüğünü sabit tutarken yazılımsal olarak ekran öğelerini yeniden boyutlandırır. Görseller çok yüksek çözünürlükte işlenir ve bu sayede Retina ekranlarda ayrıntılar daha belirgin hale gelirken, görüntü netliği en üst düzeye çıkarılır.

    MacOS’un retina ekran standartları bu konuda çok hassastır.

    Bir monitörün retina uyumlu olabilmesi için, mutlaka MacOS’un x2 ölçeklendirme standartlarına uygun piksel yoğunluğunu (PPI) sağlaması gerekir. 218 PPI değerinin altında olan monitörler bu retina gereksinimlerini karşılamaz.

    Hangi monitörü tercih ederseniz edin, retina standartları için PPI değerinin minimum 218 olması gerekiyor.

    • 5K Monitör Seçimi: 27 inç boyutunda, 5K çözünürlüğe sahip bir monitör, MacOS’un retina ekran standartlarını karşılar. 5120×2880 çözünürlük sunan bu 5K monitörler, x2 ölçeklendirme ile 2560×1440 (2K) gibi davranarak
      net bir retina deneyimi sunar.
    • 4K Monitör Seçimi: 3840×2160 çözünürlüğüne sahip 27″ inç monitörler, MacOS tarafından x1.5 oranında ölçeklendirilir ve gerçekte 2560×1440 (2K) gibi görünür. Ancak bu, x2 standardından sapma anlamına gelir ve görüntünün bulanıklaşmasına neden olur.

    27″ 5K monitörlerin PPI değerleri 218’dir, 27″ 4K monitörlerin PPI değeri ise 163. 4K 27″ monitörlerin MacOS ile neden uyumsuz olduğu sorusunun cevabı bu PPI değeridir.

    x2 oranında ölçeklendirmeden sapmalar, hem görüntünün netliğini bozar hem de MacOS’un işlemci ve grafik birimi üzerinde daha fazla işlem yüküne neden olarak sistem performansını etkiler.

    5K çözünürlükte, 27″ yerine 32″ gibi daha büyük bir monitör tercih etmekte, ölçeklendirme sorunlarına neden olur; çünkü bu durumda PPI değeri 218’den sapmaktadır. Bu nedenle yalnızca çözünürlük değil, panel boyutu da önem arz etmektedir.

    Standart Dışına Çıkılan Ölçeklendirme Örnekleri

    Pikseller, MacOS’un pencere tampon bellek alanıyla birebir hizalanmadığında kaydırma sırasında kenarların titremesi ve ince detaylarda dalgalanmalar gibi görsel bozulmalar oluşur.

    Pencere tampon bellekleri, görüntü verilerinin işlenip ekrana aktarılmadan önce depolandığı alanı ifade eder. Bu durum, monitör seçiminin ne kadar kritik olduğunu açıklıyor.

    Şimdi, standart retina ekranlar için gereksinimleri karşılayan ve karşılamayan monitör PPI seçimlerinde karşılaşılabilecek durumları örneklerle açıklayalım;

    MacOS ölçeklendirme için öngörülen sistemin dışına çıkarak farklı bir monitör tercih ettiğinizde karşılaşacağınız durum bu örneklerde ki gibi olacaktır. Alt kısımda sizlere, 2022 yılında yurtdışında bir araştırmacı tarafından sunulan MacOS ile uyumlu monitörler tablosunu paylaşacağım.

    Tablo da kırmızı alan MacOS ile uyumsuz ve ölçeklendirme sorunu yaşayacağınız monitörleri listelerken, yeşil alanda kalanlar MacOS ile retina uyumu sağlayan monitörleri listelemektedir.

    MacOS ile uyumlu olup, retina deneyimi sunan monitörler:

    Apple Studio Display – 27″ 5K Monitör

    Retina gereksinimlerini tamamen karşılar.

    Ocak 2025 Fiyatı: 80.000 TL

    BenQ PD2730S – 27″ 5K Monitör

    Nisan 2025 tarihinde Türkiye’de satışa sunulması bekleniyor.

    ASUS ProArt PA27JCV 5K Monitör

    Ocak 2025 itibariyle Türkiye stoklarında bulunmuyor.

    LG Ultrafine 27″ 5K Monitör

    Retina gereksinimlerini karşılar ancak temin edilmesi zor.

    MacOS Monitör Seçimi – Sonuç

    Benim önerim her zaman 27″ 5K monitör tercih etmenizdir. 27″ sizin için büyükse, tek çareniz 23.7″ veya daha küçük monitörlerde minimum 4K çözünürlük bulmaktır.

    23.7″ 4K monitörler, varsayılan ölçeklendirme olarak 1080p sunar. Bu size büyük gelirse, 2304×1296 ölçeklendirmesi ile 5K’ya çok yakın bir Retina deneyimi yaşayabilirsiniz.

    Eğer 5K yerine 2K 27″ monitör almayı düşünüyorsanız, dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta, monitörün 108-109 PPI altında olmamasıdır. 2K 27″ 109 PPI monitörler, MacOS tarafından aynı çözünürlükle sunulur ve herhangi bir ölçeklendirme kullanılmaz.

    Son Olarak Bir Eleştiri

    Monitör üreticileri, oyuncular için ürettikleri monitörlerin %5’ini Apple MacOS uyumlu monitörlere ayırsaydı, bugün piyasada rakipsiz olabilirlerdi. Gördüğünüz gibi, MacOS ile uyumlu monitörlerin listesi global anlamda bir elin beş parmağını geçmiyor.

  • Dopamin Tuzağına Düşüyor muyuz?

    Hepimiz günün bir noktasında telefonumuzun ekranına bakıp yeni bir bildirim var mı diye kontrol ediyoruz. Kimi zaman bir gelen mesaj, kimi zaman ise bir beğeni ya da yorum…

    Peki hiç düşündünüz mü, bu bildirimlere bu kadar bağımlı olmamızın asıl sebebi ne? İşte burada dopaminin salınımı devreye giriyor.

    Dopamin Nedir ve Neden Önemli?

    Dopamin, beynimizin “ödül” sistemiyle doğrudan bağlantılı bir nörotransmitterdir.

    Anlayacağımız dilde biraz açalım; yeni bir şey öğrendiğimizde, bir başarı elde ettiğimizde ya da hoşumuza giden bir şey deneyimlediğimizde devreye giren hormona dopamin diyebiliriz.

    Ancak sosyal medya platformları, bu doğal süreci manipüle ederek bizi kendine bağımlı hale getiriyor. Bunu yaparken ruhumuz bile duymuyor…

    Kırmızı Rengin Gücünü Hafife Almayın

    Sosyal medya uygulamalarında bildirimlerin genellikle kırmızı renkte olduğunu fark etmişsinizdir. Bunun bir tesadüf olmadığından emin olabilirsiniz.

    Dipnot: Facebook ilk kurulduğunda bildirim renkleri maviydi. Ancak, yapılan araştırmalar ve deneyimler sonucunda tüm platformlarda bildirimler kırmızı renge dönüştürüldü ve bir daha da müdehale edilmedi.

    Kırmızı renk, insanda aciliyet hissi uyandırır ve dikkat çekme konusunda çok etkilidir. Bu küçük kırmızı noktalar, beynimize “bakman gereken önemli bir şey var” sinyalini gönderir. Her bildirim geldiğinde dopamin salgılanır ve bu durum, bizleri ekran karşısında daha fazla vakit geçirmeye iter.

    Dopaminin Bu Kadar Salgılanması Neden Sorun Oluyor?

    Sosyal medyanın düzenli olarak dopamin salgılatması, vücut ve zihnimiz üzerinde çeşitli olumsuz etkilere yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanan bir durum maalesef..

    1. Bağımlılık Oluşumu: Sürekli bildirimlere ve beğenilere alışan beyin, zamanla gerçek hayatta bu seviyede bir tatmin sağlayamaz hale geliyor.
    2. Odaklanma Sorunları: Sürekli dikkat dağıtan bildirimler, uzun vadede konsantrasyon yeteneğimizi zayıflatır. (Yeni nesil öğrencilerde çok sık görülen bir sorun olduğu da aşikâr.)
    3. Duygusal Dalgalanmalar: Sosyal medyada elde edilen geçici mutluluklar, gerçek hayattaki doyum hissini azaltıyor ve depresyon riskini artırıyor.
    4. Uyku Problemleri: Bildirimleri kontrol etme isteği, gece uykusunu bölerek uyku düzenimizi olumsuz etkiliyor.

    Dipnot: Uyku sorunlarına dolaylı olarak etki eden bir diğer faktör, bildirimlere bakmak için ekran kullanma zorunluluğumuz ve bunun sonucunda maruz kaldığımız mavi ışık. Her ekran mavi ışık yayar ve bu durum, uyku problemlerini tetikleyen başlıca etkenlerden biridir.

    Kendimizi Bu Döngüden Nasıl Kurtarabiliriz?

    Sosyal hayatta ve dijital dünyada minimal yaşam süren biri olarak, telefonumda hiçbir bildirim açık değil; buna WhatsApp ve 1000Kitap da dahil. Bunun sizin için zor olacağını biliyorum, çünkü dopamin bağımlılığı oldukça yaygın. Benim kadar katı olmak zorunda değilsiniz, yine de sizler için bazı önerilerim olacak:

    1. Bildirimleri Kapalı Tutun: Bildirimlerin sürekli olarak dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyin. Sadece önemli uygulamalar için bildirimleri açık tutabilirsiniz.
    2. Ekran Süresi Sınırlamaları: Günlük sosyal medya kullanım sürenizi sınırlandırın. Çoğu telefon artık ekran süresi yönetimi sunuyor.
      (iPhone’da kullanıyorum, Android üzerinde de bu özellik olması gerekiyor, tam emin değilim.)
    3. Sosyal Medya Detoksları: Ara sıra sosyal medyadan tamamen uzaklaşmayı deneyin. Bu süreçte dopamin seviyelerinizin dengeye oturmasına yardımcı olabilir.
    4. Alternatif Aktiviteler: Bu konuda yaygın olarak spor yapmak, kitap okumak ya da bir aktivite bulmak önerilir ancak benim önerim; kitap okumanız yönünde olacak.

    Kitap okuma alışkanlığınız yoksa eğer, ilk okumalar her zaman dikkat dağınıklığına neden olur. Size hitap etmeyen bir kitabı asla okumaya çalışmayın, bu konuda inatçı olmayın.

    Giriş seviyesi kitap olarak Reşat Nuri Güntekin’den Acımak romanını önerebilirim.

    Sonuç: Kontrol Sizin Elinizde

    Sosyal medya, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olsa da, onun sizi kontrol etmesine izin vermeyin.

    Kısa ve anlık olan dopamin yüklemeleri, uzun vadede doğal mutluluğun önüne geçebilir. Bir yıl boyunca emek vererek kazandığınız bir sınavın yarattığı o heyecanı deneyimleyin, vücudunuzun ödül sistemini doğal dengesi üzerine inşa etmeye çalışın.

  • PHP 8.3: Performans Sorunları

    PHP, dinamik web uygulamalarının temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilir. 2007 yılında tanışmış olduğum PHP’nin 5.2 sürümünden bugüne kadar, her yeni sürüm ile büyük iyileştirmeler ve değişiklikler gözlemledim.

    Ancak, her yeni sürümle birlikte, özellikle geriye dönük büyük uyum sorunları da yaşandığına şahit oldum. Yeniliklerle gelen uyum ve stabilite sorunları PHP 8.3 yeniden karşımızda.

    Bir süre önce blog altyapısını sıfırlayarak, hosting sağlayıcımı değiştirdim ve temiz bir kurulum gerçekleştirdim. Bu yenilikle birlikte, WordPress ile yaptığım testlerde, PHP 8.0 ve 8.3 arasında ciddi performans farkları gözlemledim.

    WordPress’in Son Sürümü ve Gereksinimleri

    WordPress’in 6.7.1 son sürümü, PHP 7.4 ve üzeri sürümlerini öneriyor. Resmi WordPress web sitesinde belirtilen sistem gereksinimleri şu şekilde:

    • PHP 7.4 veya üzeri
    • MySQL 8.0 veya MariaDB 10.5 veya üzeri

    Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: WordPress bile, PHP’nin en son sürümüyle her zaman istikrarlı çalışacağının garantisini vermiyor.

    PHP 8.0 ve 8.3 Karşılaştırması

    Temiz bir WordPress kurulumu üzerinde, herhangi bir tema veya eklenti yüklemeden yaptığım performans testleri şu şekilde:

    PHP 8.0 Kullanıldığında:

    • TTFB (Time to First Byte): 250ms
    • Fully Loaded Time: 1.2s
    • First Input Delay (FID): 80ms

    PHP 8.3 Kullanıldığında:

    • TTFB (Time to First Byte): 280ms
    • Fully Loaded Time: 2.1s
    • First Input Delay (FID): 350ms

    PHP 8.3 kullandığım zaman, sunucu yanıt süresi (TTFB) sadece 30ms gibi küçük bir artış gösterdi. Ancak sayfa yükleme süresi (Fully Loaded Time) neredeyse %75 oranında arttı.

    Bu fark, PHP 8.3’ün, özellikle dinamik içerik yönetiminde daha fazla kaynak tükettiğini ve optimizasyon eksiklikleri nedeniyle daha yavaş çalıştığını gösteriyor.

    Ayrıca, kullanıcı etkileşiminde önemli kriter olarak kabul gören İlk Giriş Gecikmesi (FID), PHP 8.3 ile kabul edilemez düzeyde yükseldi (%300 artış). Sonuç olarak bakarsak eğer, kullanıcı deneyiminde ciddi bir bozulmaya sebep olduğu aşikâr..

    Sonuç ve İleriye Dönük Düşüncelerim

    PHP 8.3 sürümü, yeni özellikler ve teorik anlamda performans iyileştirmeleri sunuyor olmasına rağmen, WordPress gibi geniş kapsamlı platformlarla beklenen uyumluluğu maalesef tam anlamıyla sağlayamıyor.

    Hangi yeni PHP sürümü bunu sağlayabildi ki?

    Yaptığım test sonuçları, sıfırdan kurulumla bile %50’ye varan hız kayıplarının görüldüğünü ve bu durumun tema ve eklenti yüklemeleriyle daha da kötüleşebileceğini ortaya koydu.

    Bu nedenle benim önerilerim sizlere önerilerim;

    • Sunucu Performansı: PHP 8.0 gibi daha optimize ve kararlı sürümleri tercih etmek, kısa vadede daha sağlıklı bir çözüm olacaktır.
    • Uyumluluk Testleri: WordPress son sürümle, PHP son sürüm kararlığını henüz sağlanamadığı için en az 0.3 eski version tercih etmek yararlı olacak. (8.0 ile stabilite sağlanması nedeniyle daha eski sürümlere dönmeye gerek yok)
    • İleriye Yönelik Öneriler: PHP 8.0 her ne kadar x3 sürüm eski olmasına rağmen, ileriye yönelik olarak bir sorun teşkil etmeyecektir, şu an için en ideal sürüm kabul edebiliriz.

    PHP sürümünden kaynaklı performans kayıpları, tema, eklenti ve içerikler olmadan ciddi bir fark ortaya koyduğu için, bu fark oranı, siteyi özelleştirdikten sonra çok daha artacaktır. Bu yüzden PHP sürüm seçiminde hız ve kararlılık en önemli öncelikler olmalıdır.

  • Algoritmanın Sırları

    Bir süredir blogda hiç yazı yayınlamamıştım. Uzun bir aradan sonra ilk gönderimi, sosyal medya gönderi algoritmaları üzerine yazmaya karar verdim. Bir kahve alın, başlıyoruz.

    Sosyal medyada kullanıcılar, paylaşımlarının çok daha fazla kişiye ulaşmasını arzuluyor. Bu amaçla, genellikle takipçi sayısını artırmak veya popüler olabilecek içerik seçmeye odaklanıyor.

    Ancak sık yapılan hatalar tam da burada başlıyor.

    Bu algoritmalar, takipçi sayısından veya içerik türünden çok, gönderilerin etkileşim oranları ve görüntüleme istatistikleri üzerine çalışır.

    Gönderi Performans Skoru

    Gönderi performans skorunuz, paylaşımınızın aldığı toplam etkileşim ve toplam görüntüleme değerlerinden, belirli bir formatta hesaplanan bir ölçüttür.

    Bunu daha net anlamak için bir örnek üzerinden ilerleyelim:

    Beğeni sayısı: 2.516
    Geri paylaşım sayısı: 29
    Yorum sayısı: 12
    Bu etkileşimlerin toplamı: 2.557

    Görüntüleme sayısı: 24.300

    Performans skorunu hesaplamak için şu işlemi yapıyoruz; İlk sayının sonuna bir nokta koyup, ardından ilk iki rakamı ekliyoruz.

    Etkileşim skoru: 2.55
    Görüntüleme skoru: 2.43

    Bu gönderi keşfette listelendi. Sizce neden?

    Çünkü etkileşim skoru, görüntüleme skorunu geçti. Algoritma bu durumu başarı olarak algıladı ve gönderiyi çok daha fazla kişinin karşısına çıkardı.

    Algoritma Bunu Nasıl Anlıyor?

    Algoritmanın temel mantığı şu şekilde işliyor;
    Ahmet isimli kullanıcının gönderisi, kullanıcılar tarafından ilgi gördü ve bu durum platformda geçirilen süreyi artırdı. Eğer bu gönderiyi daha fazla kişiye gösterirsem, kullanıcıların sitede kalma süresi daha da uzar.

    Sosyal medya platformlarının en büyük önceliği, kullanıcıların sitede geçirdiği süreyi artırmaktır. Algoritmaların temel işleyişi de bunun üzerine kuruludur.

    Performans Skoru Yüksek Ama Etkileşim Az, Neden?

    Performans skoru hesaplamasında başarılı olmak maalesef tek başına yeterli değildir. Sosyal medya platformları, gönderinize gelen erken etkileşimleri de dikkate alır.

    Özellikle paylaşım yapıldıktan ilk 15-30 dakika ve 1 saat içinde alınan etkileşimler, algoritmanın gönderi değerlendirmesinde çok önemlidir.

    Örnek olarak 1000Kitap platformunu ele alalım:

    Galatasaray güzelken her şey güzel…” şeklinde bir içerik paylaştığınızı düşünelim.

    • Eğer ilk 15 dakika içinde yalnızca 20 beğeni alırsanız, platformdaki kullanıcıların genel ortalamasında kalırsınız. Algoritma sizi “herkes gibi” görür ve ön plana çıkarma işleminde başarısız olursunuz.
    • Ancak ilk 15 dakikada iyi bir performans gösterirseniz, sonraki 30 dakika ve 1 saat içindeki etkileşimlerle algoritmanın gözünde avantaj sağlarsınız.

    İlk 15 dakikada mutlaka ortalamanın üzerine çıkmanız gerek arkadaşlar. Aksi takdirde, geri kalan süreçte keşfete düşme şansınızı kaybedersiniz.

    Bir gönderinin birkaç saat sonra keşfette olup olmayacağı aslında ilk 15 dakikada belirlenir.

    Reklam Almak Algoritmayı Etkiler mi?

    Reklam almak, görüntüleme skorunu artırırken, etkileşim skorunu düşürecektir. Çünkü reklam sayesinde içeriğiniz, etkileşim verme olasılığı çok düşük kitleye de sunulur.

    Etkileşim oranınız genel olarak yüksekse, ilk 15-30 dakika organik etkileşimlerinizi aldıktan sonra reklam alarak gönderinizi destekleyebilirsiniz.

    Bir dip not; Görüntüleme skoru, etkileşim skorunun önüne geçmeye başladığı anda reklamı durdurun ve etkileşim skorunuzun tekrardan yükselmesini bekleyin.

    Reklam Almanın Amacı ve Hedefleri;

    • Reklam almak, görüntüleme kazanmayı hedefler, doğrudan etkileşim veya satış elde etmeyi değil.
    • Reklam, marka değerini büyütmek için kullanılan bir araçtır ve bu beklentiyle hareket edilmelidir. Aksi takdirde hayal kırıklığı yaşarsınız.
    • Reklam, süreklilik gerektirir. Her gönderinize reklam alıp, kişisel marka değerinizi artırmayacaksanız, tek gönderilik reklam yarardan çok zarar verir.
    • Reklamın amacı kısa vadeli kazançlar ve etkileşimler değil, markanızı değerli ve hatırlanabilir kılmaktır. Bu yaklaşım, uzun vadede hem popülerlik hem de marka değeri kazandırır.

    Amacınız bunlar değilse, reklam sizin için uygun bir seçenek değil demektir.

    Geçmiş yıllarda özellikle Instagram ve Twitter’da oldukça aktif bir kullanıcıydım. Sahip olduğum tüm sosyal medyalar da etkileşim oranlarım her zaman yüksekti.

    Son olarak şunu söyleyebilirim:

    Sosyal medyada başarılı olmak, algoritmayı iyi anlamaktan geçer. Algoritmayı çözersen, oyunu kazanırsın.

  • Blog Tasarımı Yenilendi

    Uzun süredir sosyal medyadan ve gündemden uzak bir yaşam sürerken, blogla da çok fazla ilgilenemedim. Zaten yazılım sektöründe çalışan insanların iş dışında kendilerine vakit ayırmaları pek mümkün olmuyor.

    Minimalizm üzerine yeni bir tema düşünürken, aklıma Rich‘in üzerinde çalıştığı yeni tema geldi. Kendisiyle iletişime geçerek beta sürümüne erken erişim sağladım. CSS konusunda birkaç ufak dokunuşla masaüstü ve mobil görünümü uyarladım.

    Aynı zamanda blogla ilgili bazı kararlar aldım. Artık tanıtım yazısı ve dış bağlantı kabul etmiyorum.

    Mevcut bağlantıların süresi dolduktan sonra yenilenmeyecek ve yalnızca kendi yazılarım yer alacak.

    Burada yazılan yazılar SEO uyumlu olmayacak ve blogda SEO eklentisi kullanılmayacak. Daha doğrusu sıfır eklenti projemle sadece blog yazacağım.

    SEO uyumlu yazılar, kişisel bloglar için duyguların anlatımını sınırlayarak daha çok stabilite üzerine yoğunlaşıyor. Burası bir kişisel blog olduğu için bu eklentileri kullanmayacağım.

    Zaten okuyucu sayısı ve reklam alma gibi bir derdim de yok. Bu blogun tek amacı, duygu ve düşüncelerimle birlikte uzmanlık alanımdaki tecrübelerimi paylaşmak.

    Hepsi bu kadar.